29 Nisan 2011 Cuma

YÜREĞİN TUTKUSU






















Bir avuç tutkudur o,
Elinde sımsıkı tutarsın(saklarsın).
Sana geldi sanırsın,
Senin oldu,
Yaşarsın…
Sonra özgür hissedip kendini
Açarsın avuçlarını, ellerini…
Bir kelebek misali,
Bir martının sessiz çığlığı gibi,
Uçar gider.
Birden bir hançerin buz gibi
Çelik yüzeyimi yaraladı,
Beni dersin.
Sonra!!!
Derinden gelen yüreğinin sesine,
Sende acıyla gülümsersin…
Ve sorar!
Avuçlarıma bakar,
Gözlerim.
Hata mıydın, avuçlarımdaki
Yüreğim…
Sen an'ı yakalarsın avuçlarında,
Avuçlarındakinin an'ı değilsindir, aslında.
Anladığında acı çeker,
Avuçlarımdaki yürek.
Bıraktığım da acıyansa bende ki yürek…
Suçlu o zaman kim aslında?
Gülümsedim
Yalnızca gülümsedim, karşımdakine.
Lakin gülümsemen, bin anlam dolu
Anlarsan sen gülümsememdeki
Anlamını, yakalarsan avuçlarıma düşmüş
Sevgi damlalarımı
Kendini şanslı say
Belki bir adım büyümüştür, yüreğin.
Kalmak ister, avuçlarımda
Yüreğimin,yüreği…
Ş.Ö


27 Nisan 2011 Çarşamba

GECEME DÜŞEN TEBESSÜM























Saçlarımı tarıyorum
Bir tutam beyaz saç
Aynadaki aksimde
Gözüme ilişen
Çabuk geçen günlerin
Yorgunluk izleri
Zamanı  durdurmak mı
Yok olmaz diyorum
Her tel beyaz saç
Her  derin çizgi
Yaşamın  anlamı
Güzelliği
Sen  ayna
Gülen gözlerimi
Dudaklarımdaki
Sevgi  sözcüklerimi
Yansıt ta  yüreğime
Yüreğim ışıldasın
Tüm  sevdiklerime…
Ş.Ö

25 Nisan 2011 Pazartesi

ISLAK KUMLARA AYAK İZLERİMİ BIRAKTIM














Gün biterken
Balıkçı tekneleri
İskeleye yanaştı
Martıların çığlığı
Giderek uzaklaştı
Güneş kızıl büyüsünü
Gömerken başlayan
Geceye
Deniz de hırçın dalgalarını
Yakamozların ışık oyunlarına
Bıraktı…
……..
………
Ve ben ıslak kumlara
Çıplak ayak izlerimi
Elimdeki beyaz küçük
Taşlarımı
Hafiften esen rüzgara
Islık çalarak
Şarkımızı
Bıraktım
Ay yüzünü göstermeye
Binlerce yıldız ışık saçmaya
Hazırlanırken
Yüreğimdeki mutluluğu
Gülümseyerek
Başlayan geceye
Anlattım…
……….
……....
Ve seni
Seni beklemeye başladım
Kumsal geceyle bütünleşirken
Gelip bana sarılan kollarına
Sen olan yüreğimi
Bıraktım…
Ş.Ö


23 Nisan 2011 Cumartesi

UYKUSUZLUĞUN GÜZELLİĞİ












Uykuyu kaybettiğim,
Uykusuzluğun,
Geceye karşı zafer
Kazandığı,
Akşamlardan biri.
Ayın karanlığa
Fener olmuş yüzü,
Yıldızların her birini
Ayrı düşler yaptığım
Uykusuzluğun gecesi
Karanlığa inat kapanmayan
Bir çift göz, benimkisi
Sevdalım gece sanki
Alıştım gecenin dostluğuna
Yakamozların pırıltısında
Denizin karanlık mavisini
Sevdim,uykuyu kaybettiğim
Akşamlarda …
Sevdayı, hüzünleri,sevinçleri
Toplarken yıldızlardan
Uykuyu yok sayan
Gözlerim,
Uyandığında ilk sana
Gülümseye bilmek adına
Sabahın ilk ışıklarıyla
Kapanıyor usulca…
Ş.Ö


 






















22 Nisan 2011 Cuma

DÖRTLÜK
















Gülüşünün gamzelerini
Kır çiçeğinin gizeminde yakaladım
Ellerimi, yüreğimi sana bıraktım
Sonsuz sevgimi gökyüzüne yazdım…
Ş.Ö

19 Nisan 2011 Salı

GÜLÜMSETEN MUTLULUKLAR














Sabahın güneş doğmadan,
Önceki zamanları.
Grinin kızılımsı büyüsü,
Mavi beyaza dönen
Gökyüzü.
Özgürce uçan martıların,
Sessizliğe renk katan
Delice çığlıkları.
Denizin, meltemlere
Karışan kokusu.
Karabatağın suya
Dalış çıkışı.
Sokak köpeğinin,
Gözlerinde yakalayabilmek
Beklediği sevgiyi.
Sabahın güneş doğmadan,
Önceki zamanları.
Yürümek adımlarca,
Yakayla bilmek,
Gülümseten mutlulukları…
Ş.Ö


18 Nisan 2011 Pazartesi

GÖZÜM / YÜREĞİM






















Gözlerimizin karşılaştığı her an
Bir kere bakıp indiririm,kirpiklerimi
Kapkara gözlerime hapsederim
Gözlerinin ben olan mavisini
Siyah kayalardır, gözlerim
Büyük dalgalardır, gözlerin
En karadan yüreğimin atışlarında
Kaybolan…
Git hadi
Sana gözlerimi açıp bakamam
Mavilerine tutsak oldu
Kapkara gözlerim
Sen diye atan,
Yüreğim…
Ş.Ö

17 Nisan 2011 Pazar

BAYRAMINIZDA NELER YAPMAK İSTİYORSUNUZ?






















Bu nisan sabahında sade kahvenin sevdiği buruk tadını yudumlarken, akşam çocuklara sormalıyım,dedi.Her yirmi üç nisan gelmeden önce onlara ne istediklerini sorar, elinden geleni yapmaya çalışırdı.Artık yaşları genç denilecek yaşa geldiğinden eski isteklerden farklı bir şeyler olacağını biliyordu…

Kendi çocukluğunu düşündü. Anne ve babası onun çocukça isteklerini yerine getirirken birer çocuk olmaları, hep beraber bu özel günün tadına varabilmeleri, inanılmaz bir güzellikti.Verilen sevgi damlalarını yakalayan, şanslı çocuklardandı.
Gülümsedi… Ve ardından yanağından iki damla gözyaşı süzüldü.

Birden ilkokul üçüncü sınıfa gittiği yıl, gözünün önüne geldi.Aynı apartmanda oturdukları en yakın kız arkadaşı(onu hiç unutmamıştı ki)sırdaşı,oyun arkadaşı,sıra arkadaşı…Üçüncü sınıfın başında hastalanmış,ara ara okula gelmeye başlamıştı.Annesi sıkı sıkıya ‘sakın bir şey sorup arkadaşını üzme’ demişti.Sormadı.Ama annesinin unuttuğu şey onlar iki can arkadaşıydı ve en önemlisi çocuktular… O sormasa da canım dediği arkadaşı kendiliğinden anlatmıştı.
‘Duyamayacağım kadar sessiz konuşsalar da, arada işitiyorum.Ben lösemi gibi bir şeymişim ‘demişti.O zaman çok bilmedikleri bir terimdi.Kanla ilgili bir sorunmuş.Onun anlatması bittiğinde,ona sıkıca sarılmıştı,korkma ben hep yanındayım,demişti.Sonra sanki aralarında bu konuşma hiç geçmemiş gibi okuldaki olayları anlatmıştı,arkadaşına…

İki gün sonra yirmi üç nisandı ve babası ona ne istediğini sormuştu.Yedi sekiz tane renkli karton ve bir çok renkli kalem demişti.Başka dediğinde,çocuk bayramını arkadaşı ile geçirmek istediğini söylemiş,ailesi de tamam demişti.
Hiç unutamadığı yirmi üç nisanlardan biriydi. Sabah kahvaltıdan sonra kartonları, kalemleri almış aşağıya ikinci kata inmişti.Arkadaşı da bayramlarına özel giyinmiş,onu bekliyordu. Birbirlerini kutladılar. Arkadaşının babası da odayı bayraklar ve balonlarla süslemişti.Renkli kartonları yan yana yere sıraladılar ve kalemleri ellerine aldılar. Önce tüm renkleriyle bir gökkuşağı ve gökkuşağının üzerine kelebekler,kuşlar… Bir köşede kocaman iç ısıtan pırıl pırıl gülümseyen bir güneş.Yeşil çimenlerin üzerine tüm bildikleri çiçekleri çizmişlerdi.Birde nedense kırmızı kırmızı elmalarla dolu bir ağaç.Resimde en güzel şey,saçları örgülü iki kızın el ele yan yana durmaları ve kalplerinden çıkan çizgiyi başlarının üzerinde birleştirerek tek bir kalp çizmeleriydi.Kızların yanlarına kendi isimlerini yazdılar.Akşama kadar can arkadaşıyla çizdikleri dünyalarında hayal oyunlarını oynadılar.Yüzlerine sevginin gülümsemesi yansımıştı…
Kahve fincanını sehpaya koydu. Sevgili can arkadaşım,dedi. Yanağından süzülen yaşları sildi.Hala anımsadığı gülen yüzlü arkadaşını o yirmi üç nisandan sonra bir kasım günü kaybetmişlerdi.Ölüm denilen acıyı yeni öğreniyordu.Canı çok yanıyordu.Apartmana her girdiğinde ikinci kata geldiğinde gözündeki yaşlarını tutamıyordu ve dördüncü kata ,kendi evlerine çıkıncaya kadar ağlıyordu.Kapıda gözyaşlarını siliyordu, annesine söz vermişti.Anladığını söylemişti,ne anladığını birde kendisi bilseydi…Yalnızca büyük bir boşluğun büyük acısı…
Ve en yakın arkadaşı olmadan geçireceği ilk yirmi üç nisan yaklaşırken,babası ne istiyorsun,diye sorduğunda verdiği tek yanıt şuydu:Bu evden taşına bilir miyiz, olmuştu.Sevginin,dostluğun ne olduğunu anlayan bir aileye sahip olduğu için,çocuklarının düşüncelerine değer veren bir anne ve babaya sahip olduğu için,şanlı bir çocuktu.Yaza bir ev bulunmuş yeni bir eve taşınmışlardı.Acı bir yere kadar azalmış,çocuk yüreğinin içine en uzaktaki en büyük özlemi olan arkadaşının sevgisini saklamıştı…
………..
…………

Çocuklar…Her biri küçük,masum ve değerlidirler.Minicik bedenlerindeki o kocaman yüreğin sizden tek beklediği sevgidir. Sevgi ve hoş görüyle öğrettiğimiz her şeyin karşılığında, çocuklarımızın bakışlarında yakalayacağımız yalansız gülümsemelerdeki anlamlar, yaşama sevincimizdir.
………..
…………..

Evet,bugün çocuklarıma sormalıyım,dedi.Hala yüreğimin köşesinde sakladığım çocukluğumun,hayat anlarına kattığı önemin bilincinde bir anne olarak,çocuklarıma sormalıydım.
‘Bayramınızda neler yapmak istiyorsunuz?’
...
Ş.Ö

14 Nisan 2011 Perşembe

GECENİN IŞIK OYUNLARINDA
















Gecenin ışık oyunlarında
Ya aynadan yansıyan
Gözlerimdeydin
Ya da sen olan gölgemdin
Bırakın yalnız kalsın, dediler
Yalnızlığım kendim
Kendimse sendin
Onu hiç anlamadılar
Toprakta açan çiçek
Bir gün solar
Gözyaşı da biter, dediler
Yüreğime akıttığım damlaları
Sana canımda can verdiğimi
Hiç bilemediler
Gecenin ışık oyunlarında
Ya aynadan yansıyan
Gözlerimdeydin
Ya sen olan gölgemdin
Gece hep benimdin
Ya gündüz?..
O ben değildim
Toprağı okşayan
Gözyaşları yağmur gibi akan
Ben değildim
Değil mi sevdam
Çünkü sen
Gecenin ışık oyunlarında
Ya aynadan yansıyan
Gözlerimdeydin
Ya da sen olan gölgemdin
Yüreğimdin…
Ş.Ö

CANANA



















Zamanı kirpiklerinde sakla
Gözlerini gördüğüm anda
Kirpiklerini sıkıca kapa
Ben sende saklı kalacağım
Hayatımın bütün anlarında
Anlamlarında…
Ş.Ö

13 Nisan 2011 Çarşamba

SUSKUNLUĞUMUZUN YANSIMALARI

















Kapının kulpu kadar
Yakınsın ellerime
Güneş kadar uzaksın
Yüreğime
Ve suskunsun
Yalancı yıldızlar gibi
Sevgime, özlemime…
……….
Susan ben olmuştum
Bırakıp giderken seni
Gözlerime bensiz
Anlamlar yüklemiştim.
Sende olan yüreğimi
Saklamıştım, en derinime
En karanlık mavi gecelerime.
……….
Hayat
Öylesine geçti ki zaman

………..
Sen
Seni gördüğümde karşımda
Sen sustun
Sustun
Gözlerimdeki tüm sen
Bakışlarıma karşın
Yaraladığım yüreğinin
Sessizce yansımasıydı
Tüm bedenime.
Kırılmam adına,
Gözlerimden yaşlar
Boşanması adına…
Oysa,
Öylesine benimdin ki.

İşte o anda
Susmalarını,yüreğime işledim
Ve gecenin karanlık mavisinde
Kimsenin bilmediği
Sana sımsıcak bakan gözlerimi
Aynanın gölgelerinde yarattığım
Susmalarına yolladım
Susamadım aynadaki sana
Yüreğimde sakladığım
Özlemimi,bitmeyen sevgimi
Sana yolladım
An anda olsa
Biliyorum hissedeceksin
Suskunluğumu değil
Çığlık gibi, çağlayan gibi
Kanayan yüreğimin
Sen dolu sevgisini…
Ş.Ö

9 Nisan 2011 Cumartesi

AŞK VE AŞK


















Aşk,
Gülümseyen gözyaşım
Dokunuşlarla açan
Çiçek tomurcuklarım
Her adını söylerken
Dudaklarımdan dökülen
Sevinç çığlıklarım
Yüreğimi hızlı ritimlerle
Dans ettiren
Kollarındayken
Soluksuz bırakan
Masum gülüşlerin
Gizli
Anlamları kadar
Aşk…
……….
……….
Ve aşk,
Tutkuyu yakalamak
Ben olan yüreğinde
Sen olan yüreğimde
Yaşamak belki de
Bilinmezler kadar
Uzak olsak ta
Bir bedende…
Anlar kadar
Yakınmış gibi
Dudaklarımızdaki
Buseyi hissedebilmek
Aşk...
Ş.Ö

8 Nisan 2011 Cuma

ZİFİRİ OLMAYAN, KARANLIK GECELER























Zifiri olmayan, karanlık geceleri
Seviyorum.
Tatlı gece serinliğinde
Deniz kıyısında oturmak
Ay ışığının gölgelerinde
Kayıkların dansını seyretmek
Avuçlamak kumların ıslaklığı
Birkaç taş atıp, koyu mavilere
Oluşan halkalarda kaybolmak
Ayak parmakları suya değdirip
Gecenin gizemli karanlığına
Denizin yakamozlarına
Vücudunu bırakmak
Kulaçlamak eşsiz maviyi saatlerce
Zifiri olmayan, karanlık geceleri
Seviyorum.
Yalnızlığımı paylaşan yıldızları
Cırcır böceklerinin vızıldamasını
Islak saçlarımdaki tuzlu suyu
Göz yaşlarımın gözükmeden akmasını
Yüreğimdeki sevgimi
Fütursuzca seni düşünmeyi
Seninle olmadan
Delicesine seni yaşaya bilmeyi
Yaşattığı için,
Zifiri olmayan, karanlık geceleri
Seviyorum…
Ş.Ö

6 Nisan 2011 Çarşamba

ANNEM'E

















 Dönüp dönüp
Göğsüne yaslıyorum
Başımı
Koşulsuz ,olduğum gibi
Seven yüreğe, beni.
Düşünüyorum
Ya boyamasaydın,
Tüm renklerini
Sevginin tebessümü yansıyor
Bir yerlerden yüreğimin
En  yalın köşesine
Anlıyorum
İçine düştüğüm an
Boyamışsın beni
Yüreğinin erişilmez sevgisinin
Tüm  renkleriyle...
Ş.Ö

5 Nisan 2011 Salı

GECEMİN YASAKLI DÜŞÜ






















Gecemin,
Yasaklı düşü.
Eskilerden kalma
Sararmış bir fotoğrafın,
Yürek gülüşü.
Masadaki şişenin,
Kadehimde,
Damla damla
Bitişi.
Kürdilihicazkarın,
Son sevda nağmelerinin,
Kulaktan yüreğe düşen,
Kor ateşi.
Gecemin,
Yasaklı düşü.
Yıldızlar,
Bir bir gidiyor.
Sonbaharın,
Dökülen yaprakları
Misali.
Sabaha az kaldı,
Üşüyorum.
Bak gece!
Karanlığına,
Griler düşmeye başladı.
Kar tanesi gibi,
Su olacak birazdan,
Gecemin
Yasaklı düşü.
……..
……..
Ve saklanacak,
Yüreğimin deliliğine,
Derinlerine,
Sevgisine.
Ta geceye kadar…
Yüreğim olan,
Gecemin
Yasaklı düşü…
Ş.Ö

4 Nisan 2011 Pazartesi

HİÇ ÜŞÜMEDİM






















Kumsala indim
Denizin yosun kokusu
Özlemişim
Bir iki deniz kabuğu
Topladım
Esen poyrazın
Denizin dalgalarını
Kıyıdan uzaklaştırmasına
Gülümseyerek baktım
Islak kumları
Avuçladım
Nerdeyse kendimi
Sevdiğim maviliğe
Bırakacaktım
Aniden başladı
Yağmur
Yürüdüm
Aklımda sen
Yalnızlığıma düşmüş
Özlemin
Islandım
Islanmayı umursamadım
Yüreğimde içimi ısıtan
Sevgin var ya
Sen varsın ya
Sevdiğim
Ben hiç üşümedim…
Ş.Ö


1 Nisan 2011 Cuma

ZAMANA İNAT



















Devran dönüyor,
Uçsuz bucaksız
Samanyolu'nun içinde.
Güneş,ay ile birlikte
Yıldızları da takmış peşine
Oyunlar oynuyor, birlikte.
Devran zamanı ne eylesin
Zaman,
Yüreği atan her canı
Göz açıp kapayana kadar
Tüketip, bitirmekte...
.....
.....
Haydi küçük kediciğim,
Gülümse.
Biz gökyüzünü bu gece
Pembenin tonlarıyla boyadık
Düş oyunlarımıza daldık.
Ya zaman?
Zaman hızla ilerleyip
Gidiyor
İnan aldırmaz bize.
Bu gece,
Zamana inat
Pembelerdeki çocukluğuma
Takıldık,
Küçüğüm,kediciğimle...
Ş.Ö