30 Kasım 2013 Cumartesi

Anlamsız ve soğuk bakıyorsa gözlerin,karşındaki yüreğine bakıyorsa hala,bil ki dost bir kıvılcım vardır, uzatılan  ellerin  sımsıcak avuçlarında…

29 Kasım 2013 Cuma






Gölgemdir, yalnızlığımın adımları...





Fotoğraf : Kaushik Chatterjee


27 Kasım 2013 Çarşamba



Kimi an bir fotoğraf karesi gördüğümde yada resim , yüreğimden sözcükler dökülür.İşte onlardan biri daha.Sevgili ressam ablam Çiğdem Tuncay'ın ,fotoğraf karesine sığdırdığı  günün bir anı...
Binlerce telgrafın telleriydi,asma kütükleri,
Gün batımında.
Kuşlar, sevgiliye fısıldıyordu,şarkılarını
Üzümü olmayan
Sonbahar yalnızlıklarından…
 


 
 



25 Kasım 2013 Pazartesi

Sonbahar renklerine bürünmüş,ıhlamur ağacı.Yağmurun durduğu anda ıslak yapraklarının bu kadar net sarılara,silinmiş yeşillere dönüşmesiyle öyle güzeldin ki,çocukluk mahallemin sokağında,günün gri beyaz gökyüzündeki siyah bulutlarını bir an için unutuverdim...

18 Kasım 2013 Pazartesi



Bir hafta önce annemin bahçesinde gördüğüm yeni açan goncanın bende kalan bir tebessümün olsun diye çektiğim ilk fotoğrafı ve bana günler içinde gülümseyen kareleri…İnsan yüreğindeki gülümsemeyi,gözleriyle,dudak kıvrımlarıyla her  türlü beden hareketiyle kendisine ve etrafına hissettirebilir ki,inanın güne kötü yada iyi başlamanın sırrı bu tebessümde saklı olabilir… Güne yüreğin pozitif anlardaki gülümsemesi ile başlamanız dileğiyle,günaydın Dünya’m…




16 Kasım 2013 Cumartesi



Dün akşamüstünden  birkaç fotoğraf karesi.Öylesine özlemişim ki…
Anların, yüreğimde  benle konuşması yakaladığımda deklanşöre basmayı seviyorum.Bütün solgun ya da canlı renklerini,fısıldadıkları  yaşanmışlıklarıyla Dünya gözlerimin önüne sererken,bende yüreğimin düşleri,gülümsemem ile fotoğrafın içinde yer alıyorum.Nerde miyim..?Güneşin uzayan sarı ışığında,denizin köpüğünde,geminin bir çizgisinde…Ve bugün pazar ,günaydın Dünya’m…



















12 Kasım 2013 Salı

HİÇBİR BEBEK ÜŞÜMESİN



Onlar bir yumak alıp,bir atkı,bir bere,bir eldiven diyerek başladır.Belki sizinde bir çift şişiniz,renkli bir yumağınız vardır.Küçük bir bebeğin üşüyen yüreğini annesi gibi ısıtamasakta ,gözünde üşümekten oluşan gözyaşını yok edebiliriz,kimbilir,değil mi...?Bilgiler sevgili Atalet Hanım'ın bloğunda...





 
 http://atalet.blogspot.com/2013/11/sefkatle-ilmek-ilmek-buzlari-eritiyoruz.html 

7 Kasım 2013 Perşembe

MEŞRU MÜDAFAA (KIZLI ERKEKLİ SÖYLEMLERİNİZLE BÜTÜN ANNE VE BABALARA HAKARET ETTİĞİNİZİ FARKINDA MISINIZ?)



Ben ,yüreğime gülümsemeyi ilke edinmişken,bu zaman aralarında vatanımın gençliğine ,halkına ,doğasına,kısaca canlı cansız tüm varlıklarına benim bildiğim doğru,benim kurallarım geçerli baskısı uygulandıkça hiç umudu kaybetmedim.Yine de gülümsedim,çarelerin tükenmeyeceğini bilen biri olarak.Kendinizin de söylediği gibi en güzel çare sandıktı da adaletin kılıcının bu kadar dengesi yitirdiği bu zamanlarda seçim sonuçları yalansız çıkar mıydı?Yine de umudum vardı.Ta ki bizim toplumumuz en küçük birimi aile sınırlarımızın içine
en doğal hakkınızmış gibi girmeye çalışmanıza kadar.Kızlı erkekli yaşama dedim,aile demedim de dersiniz diye o çocukları,gençleri biz ailede büyüttük…

Meşru olan, meşru olmayan durumlar diyerek ,bizim(anne ve baba) doğurup büyüttüğümüz,belli yaşa getirdiğimiz özgür bireylere,canımız evlatlara bu hafta yaptığınız hakaretler,yaşam alanlarına karışma hakkına kadar giden ki hiçbir demokratik ülkede yaşanmayacak bir durum ki sizin adını almaya korktuğunuz,bizim ise tüm sesimizle söylediğimiz Atatürk’ümüzün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde,bulunduğunuz bu meşru olmayan hareketlere karşı meşru müdafaa  hakkımızı kullanmak biz anne babaların en doğal hakkıdır,diye düşünüyor,gençlerimizden (en kibar halimle dediğime emin olabilirsiniz)gerçek gereksinmelerini gidermek için oynatmadığınız elinizi bir çekin,diyorum…
Meşru müdafaa hakkımı kullanarak,madem bu kadar toplum aile yaşantısını iyi biliyorsunuz,örnek olarak bizde sizin ailenizi 24 saat izleyelim.
 Anne baba olarak çocuklarımıza ve onların üzerinden biz ailelere gelen yanlış davranışını meşru müdafaa hakkımı kullanarak en demokratik hakkım olan sözcüklerimle kullanıyor bir kez daha gençlerimizin üzerinden elinizi çekin ,diyorum.Çünkü onlar Türkiye Cumhuriyet’inin ,Atatürk’ün izinde yürüyen pırıl pırıl genç nesli…Ş.Ö

3 Kasım 2013 Pazar


































Karşıyaka kıyısında güne başlamak,sisli bir güne başladıysan bile yüreğinde güneşin birazdan doğup,görünen güzelliklere sıcaklık yansıtacağını bilmektir.Gökyüzünde beliren uçuk pembemsi turunculuğa karışan maviler,süzülen kuşlar,beyaz bir kumru,nihayet sonbahara bürünmeye başlamış ağaçlar ve kendini grinin sisi içinde belirlemeye başlayan güneş.Hoş geldin sabahıma...

1 Kasım 2013 Cuma























Puslu  mu hava derken, gözüm dans eden kuşlara takıldı.Sessizlikte çığlıklarını  bir kenara bırakmışlar,kanatlarını zarifçe çırparak ,güne başlamanın sevincini yaşıyorlardı.Gün, aralara net renkler katarak puslu mu,düşüncemi aklımın arka rafına kaldırmama,yetti.Sabahımın en güzel yanlarından biri de günün çok erken saatlerinde kıyıyı mesken tutmuş,balıkçılık yapan kişileri göz ucuyla gözlemlemekti.Eski bir yazımın sözcükleri olmuşlardı.
Griliğe ve güneşe yansıyan duruşlarını seviyorum. http://nehire-nehire.blogspot.com/2010/10/uc-balik-bir-adam-ve-duygularim.html
Ve adımlarken kıyıyı güneşte tüm sevgisiyle ağaçlara dokunuyordu.Güneş ağaçları seviyor,oysaki kimileri ağaçları hiç anlamıyor…Güneş ışıl ışıl Kasım ayının ilk gününe gülümserken,tüm canlılarda,anlık bile olsa umut dolu bir gülümsemeyle yüreklerine bakabilsinler.Günaydın Dünya’m…