4 Ocak 2011 Salı

KELEBEĞİN GÜLÜŞÜNÜ YAKALADINIZ MI HİÇ?






















Duru beyaz bir gülün
Üzerine konan
Ebruli bir kelebeğin
Gülüşünü
Yakaladınız mı hiç





















Kanatlarıyla yaptığı
Zarif dansın büyüsüne
Kapıldınız mı hiç
Yoksa siz o sırada
Avucunuzdan bir bir
Kayıp giden
Umutlarınıza dalmış
Çaresiz
Yorgun
Ve en ümitsiz
Anınızda mıydınız?
Gülün beyazı yüzünüz
Dans eden kelebeğin kanatları
Beyazlar yağmış saçınız
Kelebeğin gülüşü
Sizin yüreğinize
Akan göz yaşlarınız mıydı?
……..
………
Dünya!
Bir tarafı güzellik,
Mutluluk…
Bir taraf acı,
Hüzün…
Yalan mı,
Doğmak ile ölüm
Arasındaki ince
Çizgide yaşanılan
Bu hayat?..

Ş.Ö




3 Ocak 2011 Pazartesi

ENGİN MAVİLİKLERİM _ ENGİN MAVİLİKLERİM II

















Denize yaklaştıkça
Daha
çok hissediyorum
Rüzgarla gelen mis gibi
Yosun kokusunu
Derin nefes alıyorum
İşte yaşadığım an
Kıyıdaki balıkçının
Yüzünde gülümseme
Oltasını sallamış
Bakıyor keyifle denize
İleride bir balıkçı kahvesi
Tahta masalarda
Hoş sohbetler,gülen gözlerde
Saklı her biri başka
Yaşamlar
Denizin ufkuna
Uzanan bakışlarımda
Güneşin kızılımsı batışı
Derin nefes alıyorum
İşte yaşadığım an
Tutkun bu yüreğim
Mavinin her tonuna
Yaşamın nefes alışlarını
Bana yaşatan
Yaşadığım an dedirten
Engin bilinmez sularına…

Ş.Ö

Kıyıda durgun suyuna
Dalmışken gözlerim
Çıkan hafif rüzgarın
Oynaştırdığı ,
Eşsiz mavi derinliklerim…
Ufukta gözüken dağların
Her mavi damlana
Yansıyan yeşil tonları
Ve gözlerimde hayat bulan
Yosun yeşillerin,
Sevdiğim bin bir ton mavin…
Sabah güneşinin bıraktığı
Parlak sarı ışıkları
Mavilerinde açan
Sarı papatyalara benzetişim.
Aniden suya dalan bir martının
Yarattığı halkalarında
Dalga dalga yok olur
Sarı ışıklarım, papatyalarım…
Gün boyu seyrederim,seni
Sözcüklerimin sessiz sesini
İşitir bir deniz kızı,
Bilirim…
Gülümserim,
Gümüş gibi yansır
Maviliklerinden balıkların
Turuncu bir deniz yıldızı
Yada beyaz bir istiridyende
Kalır gözlerim,yüreğim
Sen mavilerim,
Tutkum, denizim…
Ve güneş veda eder
Kırmızılar bırakarak
Kararan mavilerine…
Ayın oluşturduğu
Yakamozlar,
Hayal gibidir,
Dans eder suyun
Üzerinde…
Ve akşam saatlerinde
Çıplak bedenimi
Bırakırım,serin sularına
Kulaçlarımla sarılırım
Arkamı dönmeden önce
Yalnızlığımı ,
Beni benimle,paylaşan
Sevdiğim mavi sularına…

Ş.Ö











MOR RENGİN YÜREĞE DÜŞTÜĞÜ ANLAR


Genç kızlığa geçtiği bu günlerde en büyük zevki annesinin dolabından kendine uygun renkli bir şeyler seçebilmekti.Gömlekler, bluzlar ve şallar, bayılıyordu.Arada incik boncuğuna da el atıyordu.Tek ulaşamadığı yer,hep kilitli duran köşedeki dolaptı.Birden baktığında anahtarın üzerinde olduğunu gördü. İzin almadan açmanın yanlış olduğunu biliyordu ,ama…Dayanamadı, açtı.
Aman Allah’ım buradaki her şey mordu.Açık mor,koyu mor vb vb…Mor bir bardak bile bu dolaptaydı.Düşündü!.. Annesine bunun nedenini nasıl sorabilirdi, yoksa babasına mı sormalıydı?
Ertesi gün okuldan dönerken, aklına geleni yapmaya karar verdi.Çiçekçiden annesine mor menekşeler aldı.Ve tüm merak ve de sevgisiyle annesine menekşeleri uzattı.Annesi çok teşekkür ederek,salondaki pencerenin önüne koydu,menekşeleri.Çiçeklere bir kere bile bakmamıştı.Bu bir işe yaramayacaktı,en iyisi açıkça sormaktı.Ya annesi mor olan her şeyi biriktiriyordu,yada başka bir neden???
Annesinin arkasından mutfağa geldi ve bir çırpıda hiç duraksamadan düşündüklerini anlattı.Sanki susarsa annesi bir şeyleri bahane edip onunla konuşmaz, diye…
Ne kadar yanılmıştı.Gülümseyerek bakan annesi masanın başına oturmuş,gel bakalım canım kızım deyip başlamıştı,anlatmaya…
Bazı olaylar yaşarız , kimi zaman bunlar bizi etkiler ,benimkisi de öyle bir olayın etkisi.Ben on yaşına henüz girmiştim ki,kız kardeşim yani teyzen doğdu.Ne güzel bir bebekti.O doğduğu gün can gülüm babaannemlerde geldi.Büyük ninen ufak tefek bir kadındı.Hep gülümsediğini gördüm.Acı çekse de belli etmezmiş,bunu daha sonra anlamıştım.Neyse bebeği yani teyzeni görüp,Ankara’ya gideceklerdi.Büyük bir ameliyattan söz ediliyordu,ama o zaman biz çocukların yanında bir şey konuşulmuyordu. Minicik kız kardeşimi bile zorlukla almıştı kucağına,canım benim…
Bir ara içerideki odada anneannemle konuşmaya girdi, babaannem. Benim odada olduğumu bilmiyorlardı.Bir ara anneanneme göstermek için karnını açtı.Benim odada olduğumu anlamasınlar diye nefes almaya bile korkuyordum.Babaannemin karnı mosmordu.Korktum mu, üzüldüm mü bilemiyorum , o an…Tek bildiğim o gün yola çıktılar , sonradan öğrendiğime göre beşinci kez kanser ameliyatına gidiyormuş,benim can gülüm…
Ankara’ya vardıktan bir iki saat sonra vefat etti büyük ninen.Ve ben o günden beri mor rengi sevmem.Bana ölümü hatırlatır…
Bu mor rengin acısını yok etmek için zaman zaman mor renkli bir şeyler aldım ve sabah olmadan da hep dolaba koydum.Dolaptaki nesneleri sevmeye çalışıyorum ama bir yerde can gülümün son gördüğüm mor karnı geliyor aklıma…
İşte güzel kızım annenin de çocukluğundan kalma böyle bir acısı var , yüreğinde…
Anneme sarıldım,odama giderken anneme mor renkli menekşe aldığım için üzgündüm.Ertesi sabah kalktığımda mor menekşenin yerinde durduğunu gördüm.Anneme çiçeği bir arkadaşıma vere bileceğimi söylediğim de, kesinlikle olmaz,dedi.
Senin ellerinden bana gelen bir şey benim mutluluğumdur,bir mor menekşe olsa dahi…Ş.Ö


2 Ocak 2011 Pazar

AYNA!!! ANLASANA






















Ayna,
Yeniden küçük olmak istiyorum.
Bahçedeki çınar ağacındaki,
Salıncağımda sallanmak,
Çiçekler arasında koşmak,
Toprakla oynamak,
Üstümü kirletmek,
Koşarken, düşüp
Dizimin kanaması
İstiyorum…
Gözlerim yalan mı
Söylüyor,
Baktığım aynadan bana.
Büyüdün dediler ya,
Yüreğim inanmıyor
Onlara.
Yeniden küçük olmak istiyorum
Anla ayna…
Yalanları yansıt bir kere
Benim için,
Gözlerimin gülsün
Masum, çocukça
Biliyorum,büyüdüm.
Yalnızca,
Hayatımın en güzel
Anlarını
Yüreğimde hissetmek
Adına
Yeniden küçük olmak istiyorum.
Anlasana…
Ş.Ö

ÇİZGİ / NOKTA























Ve ince çizgiler çiziyorum.
Hayatla ölüm arasındaki
Soluk aldığım anlara.
Umut ışığı olur mu acaba,
Avucumdan bırakmadığım
Ufacık bir nokta?..
Ş.Ö

1 Ocak 2011 Cumartesi

GÜNE YAZILAN DÜŞLER















Bir damla yağmura
Avuç dolusu düşler
Sığdırdım
Damlaya düşler yazarken
Gerçeklerimi güneşli bir güne
Sakladım.

Güneş, gölge güne
Puslu, gri bulutlar
Deli bir rüzgar
Bir damla yağmur
Ve alabildiğine özgür,
Coşmakta, dalgalar…

Hava, yaşam yolunun
Kavşaklarındaki anlar gibi
Sarmakta yüreği
Hırçın, can acıtıcı
Kanadı yaralanmış martının
Kısa uçuşlarındaki umutların
Sevinci gibi…

Rüzgarın uçuşturduğu,
Yağmurun değdiği
Islak saçlarına
Dokunan sevdiğinin
Eli gibi, hava…

Düş yazıyorum güne
Gökkuşağının gülümseyen yüzü
Düşüyor
Coşan deli dalgaların
Avaz avaz şarkı söyleyen
Kıvrımlarına
Avucumda birkaç damla yağmur
Gözlerim gri bulutların
En uç noktasında ,
En derin soluğu çekiyorum
İçime
Sen gibi, hava…


Hava, sen olunca sevgili
Yüreğime sakladım seni
Yaşam yolunun kavşaklarında
Bıraktım nefesimi
Elim, avucuna düştü.
Gözlerindeki anlamları
Yazdım bir kez daha
Yüreğim üşüdü,
Özlem, havadaki
Düşlere yazılınca…


Puslu gri buluttan
Birkaç damla yağmur
Birkaç damla gözyaşım
Teğet geçti, avuçlarıma
Toprağa düştü, usulca
Gün gerçeğe döndü
Düş yüreğe yazıldı.
Ve hava,
Yine de güzeldi
Yaşama can oldukça…
Ş.Ö

GÖLGELER
















Gölgeler
O kadar çok ki
Aniden çıkar karşımıza
Pencereden bakarsın
Damın kenarında
Bir kuş vardır
Düşer gölgesi
Camın buğusuna
Yüreğin titrer
Üşümüşlük mü
İç ısınması mı
Ne fark eder
O an gölgeler
Kapattığın perdelere
Usulca dokunur…
Ş.Ö