6 Aralık 2013 Cuma



Biliyordum,akşamüstü kesilen yağmur,rüzgarın  sert esintisini yok etmiş.Soğuğu buz gibi geceye yaymıştı.Gökyüzü üşüyen bir mavinin tonlarını  taşırken aslına dönen yıldızlar ise buzul mavinin etkisiyle mat griler halinde gecenin ışıklarıydı.Gece ışıkları yazdığım sözcükler uykumdaki  rüyalarımın renkleriydi…
5/Aralık/2013
Gün daha aydınlanmadan pırıl pırıl bir sabahın notalarını fısıldıyordu,kulağıma.Karşı kıyının uzak ışıkları,kuşların ulaşamadığım hızları,duru suyun zarif kıvrılmaları,uzaklaşan gemiler,kargam, martım,kumrum ve ağaçlarım,güneş avuçlarıma dokunurken,bana eşlik eden ,yaşam yolundaki anlardı,canlardı…
Hava soğuk muydu?Evet soğuktu lakin güneşin ısıtan yanını görmesini bilen yüreklerimiz vardı.Umuda açılan bir kapının kocaman portakal turuncusuna karışmış sarı bir ışık olduğu düşünebiliyorsanız ,gülümseyin.Öylesine çok şeye sahipsiniz ki,tek yapacağınız farkına varabilmek,baktığınızda görebilmek.Günaydın  Dünya’m…(7 Aralık ,iki gün öncesini düşünün ve gülümseyin)




 4/Aralık/2013
Rüzgar üşütüyor mu farkında değildim.Karanlık adım adım aydınlığa dönüşecek,güneş solukta olsa ışınları gösterdiği an ,ısıtacaktı ya Dünya’yı,düşünmüyordum, rüzgarın bıçak gibi keskin estiğini,yanağımdan süzülen bir iki damla yaşı…Gökyüzün aydınlığı gri bulutların git gide artan karanlığa bürünüyordu.Ve birden buz gibi bir iki yağmur damlası hani deriz ya ‘kar suyu’ atıştırdı.Kıyıdan uzaklaşırken doğması gereken noktaya bir daha dönüp baktım,güneş yoktu.Gün, renklerini puslu rüzgarla sunuyordu,gözüme,yüreğime. Kar suyu hızlı yağmur damlalarına dönüşmeden,eve vardım.Sımsıcak bir kahve,mis gibi kızarmış bir dilim ekmek.Sımsıcak tıpkı yarın görmeyi düşündüğüm Güneş gibi…


2 Aralık 2013 Pazartesi



Yakın ve uzak.Sevdiğiniz anlar,canlar yada her şey aslında yüreğinizde hissedebildiğiniz kadar yakın ve uzaktır...
 
                                                                                 
                                                                                                                                                                                                                                                                                     



           



Deli bir rüzgar,karanlığın gölgelerini savuran
Gölgeler yok olurken bir bir  sabaha doğru
Rüzgar  duruverdi ayaklarımın ucunda
Ve rüzgar ellerin oluverdi  saçlarımda
Gülen gözlerin benimdi,yüreğimin atışında
Ve doğan güneşin solgun sarı ışıklarını
Her adımıma eşlik eden mavinin kıvrımlarında
Uçan martının kanatlarında
Ağaçların soğuk vurmuş
Sonbahar yeşili yapraklarında
Yere dökülmüş kuru sarılarında
Karşıladım…
Ve sabaha olan özlemimi ,yüreğimle kucakladım…