Gün bitiminden gün başlangıcına.Günaydın Dünya'm...
14 Kasım 2014 Cuma
13 Kasım 2014 Perşembe
3 Kasım 2014 Pazartesi
Sonbaharın hüznü yüzümde,yüreğimde sararmış bir
yaprağın kırmızının soluk tonlarına dönerek ağacın dalından yere düşerken ki
çıtır çıtır çığlık atan aslında derin ve sessiz acısı…
Gün an kadar aydınlık ve gece an kadar karanlık ve zaman kaybolmakla var olmak
arasında an kadar gidip gelmeler…
Anlara tebessümler anlara gözyaşları sığdırırken neden
bunu yaptım,diye sorgulamanın yada düşünmenin ucuna geldiğinde unutma yolunu aklına,
unutmama yolunu yüreğine gönderdiğin çizgiler,belki de çemberlere aldığın
yaşanmışlıklar…
Soluk aldığına şükürler,büyümenin eşiğinde bir adım
daha atmalar.
Karmaşanın yorgunluğu,yorgunluğun bolca rafa kaldırılışı.Bir
gün yakın yada uzak raflara elin uzandığında yürek yorgunluklarında
biriktirdiğin özlemler,sevgiler.
Dokunuşun,sarılmanın olmadığı raflara dizili
düş.Düşlere sığdırdığın gerçeğin ta kendisi, kimi sararmış fotoğraflardan göze
bakışı,kimi küçük beyaz kağıtlarda düşten ötesi sözcüklerin var olan yüreğe
seslenen sessiz dili…
Sonbaharın hüznü yüzümde,yüreğimde sararmış bir
yaprağın kırmızının soluk tonlarına dönerek ağacın dalından yere düşerken ki
çıtır çıtır çığlık atan aslında derin ve sessiz acısı…
24 Ekim 2014 Cuma
Rüzgarın sesine karışan vapurun motor gürültüsüne
rağmen dalgaların kıpırtısında uçuşan martıların bizim özgür sandığımız
aslında vapurun gidiş-dönüş rotasına bağımlı görmek
yüreğimin içinde var olan özgürlük kavramını alt üst edebiliyor.Bir parça
simidin açlığın yok etmesinin özgürlük sınırına etkisi…
Vapurun güvertesinde 3-5 kişi varız.Üşümenin
sınırlarını zorlayan rüzgara karşı oturduğumuza göre hepimizin içinde delice
kırmızıya boyanmış,renklerin çoğulunu yaşamak hatta dokunabilmek adına
sevinçlere,üzüntülere bambaşka delice bakışlarımız olmalı,diyorum.
Üşüyorum,karşıda hizamda uçan martının gözleri
görünceye kadar…
Üşüyorum,denizdeki dalgalardan yüzüme bir damla tuzlu
su değinceye kadar…
Üşüyorum,bembeyaz vapurun karanlığa boyanmış yağmur
bulutlarının altından süzülürken gri tonlara dönüşerek kayboluşunu,görünceye
kadar…
Üşüyorum,ceketimin içinde kendime iyice sarılınca üşüme
düşüncesinin yok olacağını, düşününceye kadar…
Üşüyorum,annemin gülüşü gözlerimde eli avucumda,bir
anlık kıpırdaması parmak uçlarına kurban olacak yüreğimin sesini
işitinceye,kadar…
Üşüyorum,güzelce,üşümenin güzelliği olur mu,olduğunu
anlayıncaya kadar...
Üşüyorum,sıcaklıkların dönüşündeki sevgiler özlemler
adına.
Üşüyorum,bu aralar çokça…
Üşüyorum,vapurun güvertesinde rüzgara karışan
gözyaşlarım yüreğimden avucuma birikip deliliğimin renklerine dönüşünceye
kadar…
21 Ekim 2014 Salı
Gün ağarmadan başlayan zamanlarımda sessizliğin sessiz
canları renk olur,düş olur,yeni açan bir fidan olur.Yürürken parmak uçlarında
dans eden olursun,özgürce dönen martıların eşliğinde.Vapurların sessizliği delen
sesini bile kuşların kanat çırpışındaki ezgilerinde yok eder,balıkçıların oltasını sallarken
çıkan vız sesinden öte değil deyip,gün ağarmadan başlayan zamanında çocuk
yüreğinle gülümseyiverirsin.
Sonra gün ağarmadan başlayan zamanların umuda dönüşen
öylesine
güzel anını yavaş yavaş kucaklarsın.Aşkı fısıldayan
bir çift kumrunun,
merhaba diyen karganın,uzaktan çanak antenlerine
benzettiğin renkli şemsiyelerin,açan tomurcuğun ve gördüğün tüm canların güne
başlama zamanı gelmiştir.Güneş,her şeye hissedebildikleri kadar gün
ağarmadan başlayan zamanlarında aydınlık olmak için usul usul doğmaktadır..Günaydın
Dünya’m…
19 Ekim 2014 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













































